Pamuk Şekeri Aşklar

Pamuk Şekeri Aşklar
19 Nisan 2016 tarihinde eklendi, 834 kez okundu.

PAMUK ŞEKERİ AŞKLAR

Pamuk şekerine benzeyen sevdalar tüketir insanı. Görünüşüne aldanırsın, büyüklüğüne kanarsın, sığmaz ellerine, diline değdiği an ise yok olup gider. Ardında küçücük bir şeker tanesi bırakarak. Tadına kolay ulaşıp, zor vazgeçeceğin pembemsi düşlerle kandırır seni. Çocuk gibi ağlatır ardından, tutturursun arsızca, o kocaman ama içi boş şeker tadında zehre yeniden sahip olmak için. Virgüllü cümleler kurdurur insana, öznesi sevgiliye adanmış, dahasıyla yetinmeyen, hep daha fazlasını isteyen. Soru işaretlerini bir kenara fırlatıp, neden, niçinleri nasılları yok sayıp, tırnak içinde yalnız aşkı barındırır. Yükleme sadece sevgi yükler, noktayı başında nöbete dikerek. Bulduğu her boş beyaz kâğıda adını yazar, süsler, çevreler, daireler çizer etrafına, sızıp da gidecek yer bulmasın diye. İlkokulda çocukların ilk çizdiği, anatomiye aykırı bir şekle büründürür kalbini. Öyle masumane, öyle güzel, öyle saf sever, yaşına başına bakmadan. Dünya denen karmaşık düzen manasını yitirir. Artık onlara mekân olmaktan öte bir yer değildir. Kendi ekseni etrafında dönen gezegen gibi, ateş böceğinin ışığın etrafında pervane olduğu gibi, dönüp durur sevgilinin etrafında, sonunu hiç düşünmeden.

Gün yetmez, geceyle yetinmez, düşlerinde koyun koyuna yatar. Gerçekle bağdaşmayan, evcilikler kurar, içinde yalnız onu barındıran. Kâh bir sahil kenarında, kâh bir dağın yamacında, kâh bir kır kahvesinde el ele, göz göze oturur. Kem gözlerden ırak, bahçesi yemyeşil, rengârenk çiçeklerle bezeli, ahşap kapılı evlerde yaşatır aşkını. Boy boy filiz verir, aşkın meyvesi. Uyanmak istemez düşünden, çünkü bilir ki, bir tek orada yaşayacaktır gerçeğini. Uyandığında yüzünde saklı gülüşler, belirir. Gün boyu tebessümü hiç eksik olmayan, mutluluğunu kıskanacaklar diye dile düşürmeyen, kurnaz bir sevinç yaşar, kendi içinde. “Benzemez kimse sana” şarkısını ezber yapar. Tavrını, edasını bulamaz başka hiçbir yüzde. Asalet yükler duruşuna, endamına. Aklına oya gibi işler varlığını, el değmesin diye kaldırır kilitli sandıklara, yârin kokusunu sürerek. Sarıp, sarmalar ona değmeyen kollarıyla, elleriyle okşar sever. Her gece ve her sabah önce alnından, sonra boynundan öper, içinde şehveti barındırmadan. Annenin evladına şefkati gibi, merhamet barındırır yüreğinde. Sevda bir esarettir serinde, günden güne solduran. Ardını bırakır bir kenara, günün telaşını unutur, yarın ise kayıp bir mektup gibidir, posta kutusunda sahibini bekleyen.

Önce virgüller terk eder. Acımasız yüklemler hazırlar sonunu. Tırnak içinde “ Ayrılık” teması işlenir. Soru işaretleri gelir, gerçeği en acısından önüne seren. Noktalar yataklık eder “Bitti” ye. Özne bir sefere hazırlanır, gitmek için. Üç nokta çıkar sahneye, cevabını bulamadığın her cümlenin sonuna kurulur, daha çok düşün diye. İçi dolu olan, yoruma açık, sevgilide tanımlanamayan yüklemsiz, sorusu eksik, bir düzine tümce kalır geride. Beyaz kâğıtlara artık kara kalem resimler çizilir, çerçevesi eksik olan.

Sonra düşlerin terk eder seni, yerine kâbusları bırakıp. Uyanırsın, kan ter içinde. Solan yüzünü, nemli gözlerini saklarsın, bu defa güçlü sansınlar diye seni. İçinde yıkılır, gözlerden ırak evin. Bahçesindeki çiçeklerin solar, yeşili döner sarıya. Bahar değil, sonbahara hazırlar kendini, kışa yas tutmak için. Bilinmedik bir lisanda tutar yakanı isyan, küfrü diline yakıştıramaz, âhı diline dolayamazsın. Gurur, paçavra gibi dolanır ayaklarının altına, “gitme” diyemezsin. Dilinde ebedi kalır adı, kıyıp da yere düşüremezsin. Kıyamet kopar, aşkın acizleştirdiği yüreğinde, yine de mahşere saklarsın adını. Bir yanını alıp giden sevgiliden, bir parçasını alamazsın. Çünkü aşk gideni bencil, kalanı merhametli kılar. Bir çocuğun pamuk şekerine hayranlığıyla ağlatır ardından, tadına kolay ulaşılan ama zor vazgeçilen…

Ayla Kapıcı/Ruh Bedene Küserse

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git