Dümeni Kırdım Yelkenler Fora

Dümeni Kırdım Yelkenler Fora
18 Nisan 2017 tarihinde eklendi, 689 kez okundu.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere dümeni kırıp başka limanlara doğru seyahat etmek üzere yola çıktım. En başından bu yana yani kalemle parmaklarımın ilk sürtünmeye başladığı zamanlarda aslında tek istediğim de buydu. Bu gün bir yıl önce sosyal medyada paylaştığım bir serzenişim geldi tarihte bu gün bildirimlerinde. Okudum, sanki ben yazmamışım gibi okudum. Tebessüm ettirdi, biraz da garipsedim. Ama silkeledi sonrasında, son zamanlarda kalemden soğumaya başlamıştım. Bir çok nedenim vardı elbette böyle hissettiğim için, en azından bu yazıyı yeniden okuyana kadar kendimi haklılığıma inandırmış olmalıydım. Maksadımı, gayemi meğer ne çabuk unutturmuşlar… Meğer farkında olmadan çarkın dişlerine takılmış zihnim. Meğer fazlaca sitem bulaşmış mürekkebe… Unutturmuş bana o yeni ergen, gri formalı kızın ideallerini. Mersin’de seksenli yıllarda okuyanlar bilir şalgamla simidin birbirine nasıl da yakıştığını. İşte o yıllarda şalgamla simit gibi bir tutkuydu benim için yazmak. Hayatımda birçok şeyi hatırlamakta zorlanırken zihnim, edebiyat öğretmenimin adını ve suretini hafızama kazımamın bir nedeni de bu olsa gerek. Beni yazmaya teşvik eden göçmen kökenli, sarışın, mavi gözlü Hasan öğretmenime ihanet etmiş gibi hissettim kendimi ilk defa bu gün. Neden mi? Okuyun öyleyse…

“Bir şeyler karalamaya başladığımda henüz orta okul birinci sınıf öğrencisiydim. Türkçe öğretmenimin verdiği kompozisyon ödevlerinde gösterdiğim performansın sıra dışı olduğunu düşünen eğitmenlerim, bu yaşından büyük cümleler kuran küçük ergeni aralarında tartışmışlar. Annemin okulun koruma derneği başkanı olmasından dolayı ailemin sorunsuz bir yaşam sürdürdüğünü biliyorlardı. Geriye tek seçenek kalıyordu; bu çocuk yetenekli… Çeşitli yarışmalara okulu temsilen gönderdikleri örnek öğrencileri oluvermiştim bir anda. Tabiîdir ki gururum okşanmıştı bu durumdan. Haklı da çıktılar getirdiğim birincilik ödülleri ile…
O zamanlar neyi nasıl anlatacağım diye düşünürken, izlemeye başladım içinde bulunduğum çevreyi. En çok da tabiat etkiliyordu beni. Evrende sonsuz bir sır yumağı vardı keşfedilmeyi bekleyen ve kusursuz bir düzen. Sonra sorular artınca zihnimde daha çok okur ve daha çok yazar oldum. Durduramıyordum bu döngüyü…
O yıllarda yazarlığın meslekten sayılmadığı bir gerçekti ve liseden sonra başka bir meslek dalına yönelmek durumunda kaldım. Ama ne zaman önümde boş bir kâğıt parçası görsem dayanamaz karalardım güne dair ana fikirlerimi, kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı elbette sevgili günlük zannederdi herkes bunu. Fakat benim için öyle değildi. Midene oturmuş bir acıyı kusmak gibi, herkesten saklamak zorunda olduğum keder ve sevinçlerimi paylaşmaktı dilsiz dostumla. Güven dolu bir ilişkiydi kâğıtla kalem arasındaki dostluğum. Belki de bu yüzden dert yanmadım kimseye çünkü yetiyordu bana. Hoş hâlâ da öyleyim:)
Hiç kaygı duymadım duygularımı kaleme alırken, sadece benim penceremdi resmettiklerim. Bu yüzden düşüncelerimden sorumlu olan bir tek bendim. Altına o günün tarihi dışında hiç adımı yazmadım. Profesyonel anlamda yazmaya devam etme kararı aldığım günlerde de aynı şeye devam ettim. Seyir defterim ibaresi ile yazılarımı paylaştım. Sonra bir gün duygularım benden alınmaya başladı. Kendi yazdıklarımın altında başka isimler gördüm. Öncesinde seviniyordum demek ki doğru yoldayım dedim. Ama sonrası benim bile içinden çıkamayacağım kadar samimiyetsizleşmeye başladı ve kırıldığımı far kettim. Sanki birileri benim evime giriyor ve haneye tecavüz ediyor gibiydi. Çünkü benim en kıymetlim kalemimdi ve ondan sızdırdığım duygu iklimim.”

Bir yıl önce hayıflanmış yazmışım bunu, oysa canı cehennemeydi kim neyi nasıl yapıyorsa! Yıllar önce açtırdığım bu sitede yazmaya devam edeceğim. Kim neyi içine sindirir, kim hırsız gibi girer gönül haneme bunları düşünmeden yazmaya devam edeceğim. Sevgili Hasan öğretmenim; sana verdiğim sözü bir an unuttuğum için bağışla! Sahaya acemi cümlelerimle geri dönüyorum. İyi hissediyorsam kendim adına anlatırken, bundan daha fazlasını da istemiyorum.

Ayla Kapıcı…

 

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git