FAİLİ MEŞHUR

FAİLİ MEŞHUR
8 Ekim 2014 tarihinde eklendi, 1.463 kez okundu.

537781_10151729146099751_1331422028_n

FAİL-İ MEŞHUR

Ey meçhul ömrümün meşhur faili,

Acının gözdesi, Aşk’ın cahili…

Bakılmamış resimler, unutturulmuş sözler gibi, kilitlenmiş heveslerim en tozlu gerçeğin içine… Sürgülü odaların merakı sarmış duygularımı, yasak meyvenin derin hazzı ve dönüşü olmayan yolların mecburi istikameti… Serseri hayallerim var en avare saatlerimde, sır tutan bir bakış beni yaralayan ve de kırılgan gönlümü istila eden. Fail-i meçhul duyguların meşhur faili sanki gözlerin, Aşk’ın suç mahallinde her günahı mubah kılan gülüşün var bir de; ne sonrası ne de öncesi olmayan… Yetersiz anlatımlar ve eksik şiirler gibi yarım/yaralı bakışların; herkesin bildiği ama kimsenin söyleyemediği…

Susturur amansız bu yasak sevda,

Ne söylenir ne de dile gelirmiş.

Ben sende, sen bende, bir tutsak sevda,

Gönül mecnun olmuş; aklım delirmiş…

Sorguya çekilen her duygu müebbet yemiş senden, her aşk sözcüğü dışlanmış ve her dokunuş yasaklanmış; ne sevmeye müsait, ne de unutulmaya. Fazla gelen ne varsa eksiğini bulmuş sende, eksik olan her şey ise eksilmiş fazlasından. Bırakılmış ya da unutulmuş dünyanda aşkın her türlüsü, yorulmuş daha bir adım bile atmadan. Ümit en koyu gerçeğe sarılıp, yarınları öldürmüş en soğukkanlı bir edayla. Günlerin şahadeti değil, zamanın ihaneti yaralamış seni en çok da. Oysa sevgi serbest oldukça; derdest olmalıydı gönlün.

Ezber bozup aşk dilinde, tanınmamış bir isim bul.

Tüm tanıdık duygular, bende fail-i meçhul…

Şimdi sorsam sana: aşkın sen hali ne demek, ne diye aşk sende böyle güzel durur? Niye gecenin rengi yakışır sana, nasıl sabah çağırır seni? Peki; yerim yok mu hiçbir hayalinde, sığmaz mı dünyana bir avuç yüreğim? Yüreğime dokunup hissetmez misin yarım kalmış yaralı aşkları, gözlerimde görmez misin terk edilmiş bakışları? Hangi sahiplenilmiş hayatın başıboş gerçeğisin sen, hangi dilin perçini, hangi yüzün perçemisin?

Ne sen suçlu gözümde, ne bil ki ben yüreksiz.

Ne aşk koca bir yalan; ne bu hayat gereksiz…

Sere serpe tüm hayatım, arınmamış günahından. Aşk’ın Kâbe’sine dönüp her el açışımda, âmin demeye el vermez yüreğim. Kadere inancımdan belki bu suskun kabullenişlerim, belki de bu yüzden geri dönen her duayı israf eder gülüşlerim ve bakakalır her kalana için için gidişlerim. Söylesene şimdi bana; hangi gece alır beni, hangi saat kabul eder, hangi acı bulur beni, hangi dönüş teskin eder?

 

Bilmem niye böyledir, hayat böyle amansız?

Mutluluğum bir anlık; acılarım zamansız…

Bilmez miyim imkân/sızı, tanımaz mıyım hiç yüzsüz çare/sizlikleri? Hayat deme bana, olmazı anlatma, keşke/yi hatırlatma bile. Gömdükçe yüzünü doğruların içine, güneş gibi doğar tüm yanlış vaatler ve en sabır/sızından gerçeğe kurulur bütün saatler… Aklım ayrı âlem, gönlüm aynı âlem. Bir ümit doğar içimde, bir gerçeği öldürür; bir gerçek çıkar sonra tüm ümidi öldürür. Kaçınılmaz sonlar gelir üstüme, dar gelirli belki/lerim, “boş yere” demiş olsan da; ben yine de beklerim…

Böl sevgimi dünyaya, her zerreye karışsın,

Ne küssün sana gönlüm, ne aklımla barışsın…

Bilmiyorum, dedim ya faili meşhur gözlerinin renginde faili meçhul cinayetler var içimde. Soğuk soğuk ter dökse de her duygum, idam sehpasında artık tüm ümitlerim. Ne son olur bu, ne de bir başlangıç; mürekkep lekeli yazılar gibi, hep eksik ve tüketilmiş. Tevazu göstermeyen münferit acıların içinde, şahsına münhasır artık her hüzün. Ama unutma ki; maviye boyanmış her sözün karartsa da ömrümü; yakışık almaz hiç bir şikâyetim, kabul görmez hiç bir itirazım. Şimdi bana bir ip, bir de uğruna ölünecek sebeb lâzım… Mülayim neden/lerin, münafık gerekçelere dönüşmeden; yoruldukça mantığın, kirlet beni bakışlarınla. Yoğruldukça ta içimde; doğum lekesi gibi işlesin tenime. Öldür ki o gözlerinle; ölüm bile yakışsın bedenime…

Çek tetiği her bakışta, gel sen beni bir daha vur.

Bu aşkın suç mahallinde, gözerin fail-i meşhur…

H. AHMET ÇABUK…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git