İKİ YÜZLÜYÜM

İKİ YÜZLÜYÜM
16 Ekim 2014 tarihinde eklendi, 1.429 kez okundu.

Salvador Dali (7)İKİ  YÜZLÜYÜM

Her sabah ben gibi uyanıp, ilerleyen saatlerde hâlâ benim bile yabancısı olduğum, kişiliklere bürünüyorum. Ne ben onlara alışabildim, ne de onlar bana… Lakin mecburiyetlerim çekilir kıldı; çoğalan kimlikleri. Her telden, her türden, ortaya karışık yaşıyoruz işte, kâh düşman, kâh kardeş. Arada çıkıntılık yapıyor, kızdırıyorum; zorunlu hallerimi. Oda hapislerinde cezalandırılıyorum; kıstırıyorlar beni bir köşeye, usturuplu bir ağızdan azarlanıyor, okkalı bir tokatla cezalandırılıyorum. Adam edemedikçe beni, daha da kanatıyorlar. Tövbesi dikiş tutmayan, asi çocuklar gibiyim. Adam edemediler bir türlü “ben” yanımı. Uzansalar yüzüme, belki de dokunacaklardı; gözlerimdeki hüzne. Belki de firari, kendine ihanet eden bu serseri çocuğu anlayacaklardı. Dokunmadılar; korktular, dokunamadılar. Çünkü biliyorlardı; teselli edemeyecekleri bir isyanla karşılaşacaklarını…

Çocukluktan başlıyormuş aslında, gönüllü esaretler. Zoraki kabullenmeler, dayatmalar, ille de olması yeğlenen öğretiler. İlk kez, evcilik oynarken kandırmışlar beni. Kap, kacak, tas, tarak, az şefkat, bol meşekkat… Meğer antrenmanmış bu günlere, oyun zannettiğim o evcilik oyunları. Dar sokaklarda oynanan, o yakan toplar, yedi kuleler, birdirbirler bu günlere hazırlıkmış. Basit korkular aşılamışlar, bakkaldan, dilenciden, sokak arasında gezen, kara yüzlü eskiciden. Bisikleti lüks, düşüp de dizleri parçalamayı acıdan saydırmışlar. Meyve yüklü ağaçlardan, çalıp çırparak yemeği göz hakkı saydırmışlar. O yaşlarda başlamış ikiyüzlü hallerimiz. Biz her yaramazlıkta sevinçten dört köşe iken, doğru yanlış arasında sıkıştırılmışız.

Orta yaşın nihayetinde bir insanın, geriye dönüp baktığında, yüzleştikleridir; anlattıklarım. Nasihat değil, anlayın! Bırakın, koştursun, çocuklar sokaklarda. Seslerinden yorulun; ne çıkar? Yakan toplarla yaksınlar canlarını. Bisikletten düşsünler; bırakın dengeyi, korkmayın! En fazla dizleri acır biraz. Hayat, ne şahane yaralar açacak, belki de ruhlarında. Bırakın; anlasınlar acının kıymetini. Susturmayın! Ağlasınlar, avazı çıktıkları kadar, bağıra çağıra. Zamanla zaten, saklamayı öğrenecekler; gözyaşlarını. Mükemmel çocuklar yetiştirmeyin! İsteseler de ileride yaramazlık yapamayacaklar. Büyük adam olma hayalleri kurdurmayın. Öyle ya da böyle adamdan sayacaklar zaten onları da bizim gibi. İdeal bir motif işlemeyin; aksi takdirde ikiyüzlü yaşamayı alışkanlık haline getirecekler. Topraktan sakınmayın; kirlensinler. Hayatta ne mikroplar çıkacak karşılarına, hiçbir ilaç arındıramayacak, koruyamayacak, onları. İlle de bir mikrop girecek kanlarına, bırakın; topraktan olsun.

İkiyüzlü, iki farklı kişiyi tek bedende yaşamaya mecbur bırakmayın. Öğrettikleriniz ile çeliştirmeyin. Yanlışı zamanı geldiğinde, acıyı yeri geldiğinde öğretin. Masallarla toz pembe düşlere daldırmayın. Gerçeklerle anlayacakları dilden yüzleştirin. Çocukken kabullenmek kolay olur da büyüdüğünde isyan ağır basar. Sorulara boğulmuş bir nesil türetmeyin. Bırakın; çocukken ağlamak özgürce isyanı yaşamak, daha kabul edilebilirdir. Bırakın! Çocuk olsunlar, ikiyüzlü değil…

Ayla KAPICI…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git