İştahsız Kalem

İştahsız Kalem
3 Eylül 2018 tarihinde eklendi, 7 kez okundu.

Uzun bir süredir yazma isteğimi kaybetmiştim. Çünkü gördüğüm her resim bir diğerinin aynısıydı. Kederler birbirine eşti, hüzünler kardeş… Bu güne kadar yazdıklarımın çok dışında şeyler anlatmalıydım. Aklıma milyonlarca öznesi eksik, yüklemi sıradan cümleler gelip gidiyordu. Birçok öykü uydurabilirdim şekil itibariyle ama benim kurgudan çok gerçeklere ihtiyacım vardı. Çünkü hep susuyordu insanlar acılarını, kederlerini, sevinçlerini, umutlarını. Herkes çoğunlukla birbirine benziyordu. Taklidin de taklitleri gibi… İnsanlar ne kadar da sıradanlaşmıştı; tebessümler alaycı, kahkahalar yavan… Derken derken kalem iştahını yitirdi tıka basa doymuştu sanki ve midesine oturmuş bir taş gibiydi dünya.

Anlatmak için yaşamak gerekir  miydi, bana sorarsanız gerekmezdi. Her insan başlı başına bir romandı zaten. Birinin acısını dinlediğinde diğerinin neler hissedebileceğini anlamak zor değildi. Ya da mutlu anların yüz güldüren sevinçlerini. Aydınlık sabahların enerjisini, gecenin siyahındaki hüznü ve çok daha fazlasını. Yüreğimde hissediyordum beş duyu organımın işlevlerinin hakkını vererek. Dokunduğumda sevgiyi, koklarken nefes alıp vermenin ehemmiyetini, kısaca yaşamın tadına varıyordum. Fakat sonra birşey oldu ne olduğunu hâlâ anlamakta güçlük çektiğim. Tatsızlaştı etrafında dönüp durduğum hayat. Giderek yalnızlaşıyordu insanoğlu, yüzler solgun, gülmeler eksik, merhabalar soğuk… Samimiyet arıyordum gerçek olan herhangi bir şey. Anlatabilmek için anlatmaya değer olmalıydı.

Ne vakittir soruyorum kendime, topyekûn ölüyor muydu insan yanımız?

Ayla Kapıcı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git