Kendi Halindelerdenim

Kendi Halindelerdenim
13 Haziran 2020 tarihinde eklendi, 8 kez okundu.

Kendi iç dünyama çekilip az, öz ve sade yaşamayı tercih ettiğimden itibaren; geriye kalan tüm hırslarımdan ruhumu arındırdım. Dünya güzel olduğu kadar kaotikti. Yaşamın temelini oluşturan sayısız canlının içinde, en karmaşık olan insan türünün egemenliği altında, düzen adı verilen düzensizliği hep can sıkıcı ve anlamsız buldum. İlk başlarda hiç adil gelmiyordu şartlar, zengin-fakir, güçlü-güçsüz… Çok sonra anladım ki bu da o düzensizliğin bir parçasıydı. Bazıları iyi yaşamak için bütün şartlara doğuştan sahip olurken, diğer kısım bir mücadelenin içinde debelenip duruyordu. Ortalama hayat yaşayanlar ise her iki tarafa da kendini ait hissetmiyordu. Çocukluktan çıkıp büyümeye başladığınızda her şeyi anlamlandırma çabasına giriyordunuz ve bu her anlamda kafa karıştırıcı olabiliyordu. Belki de ergenlik bunalımı dedikleri şey bu olsa gerekti. Hayata dair yaşadığınız bütün çelişkilerle yüzleşmek oldukça yorucuydu. Size o güne kadar öğretilen bütün kavramları uygulamalı olarak deneyimlemeye çalışırken, irili ufaklı bir çok isyan kaçınılmazdı. İyilik ve kötülüğün neresinde olmak istediğine, hangi tarafa ait olduğuna zamanla edindiği bireysel tecrübelerle karar veriyordu. Bu sürecin hayli kafa karıştırıcı olduğu bir gerçek, üstelik bir de özgürlüğü sorguluyorsanız, işler daha da içinden çıkılmaz bir hâle gelebiliyordu. Hayat çelişkiler yumağıydı ve insan buna rağmen dengeli olmalıydı. Ömür boyu bitmeyecek bir sorgulamanın göbeğinde kendine makul bir profil edinmeliydi. Üstelik kendi de dahil hiç kimseyi de hoşnut edemeyecekti. Özgürlükçülerin çırpınışları, toplum baskısı, yazılı olmayan kanunlar, ön yargılar, ben bilirimciler derken yaşanan kimlik bunalımları hep kaçınılmazdı. En nihayetinde iki tip insan vardı; iyiler ve kötüler. Fakat artık öyle değildi, ortada kalan grup çok daha tehlikeliydi. Ne yapacaklarını asla bilemiyor, tahmin yürütüp önlem alamıyordun. Ben hep bu ortalama düzeyden korktum. Gerçekten çelişkiler yumağıydılar. Kendileri gibi olmayan herkesi kolaylıkla dışlayabiliyor, bukalemun gibi duruma göre renk değiştirebiliyorlardı. Ben onlara araftakiler adını verdim. Bütün bunların dışında benim gibi olanlar da vardı, onlar da “kendi halindeler” grubuydu. Hiç bir zaman anlaşılamayanlar ya da yanlış anlaşılanlar… Ön yargının mağdurları, taraf olmaya zorlananlar… Bence onlar bu dünyada en çok incinenlerdi. Çünkü her iki tarafa da ait hissetmiyor, yaşamın bireysel tercihlerden ibaret olduğunu, ödül ve cezanın sadece Tanrı’nın yetkisinde olduğuna inanıyorlardı. İnsanın insana zulmünü anlamıyor, ötekileştirilmeye tahammül edemiyor, aklın ve duyguların gücüne inanıyordu. Ayla Kapıcı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git