Köşe Yazıları

Uzun bir süredir yazma isteğimi kaybetmiştim. Çünkü gördüğüm her resim bir diğerinin aynısıydı. Kederler birbirine eşti, hüzünler kardeş... Bu güne kadar yazdıklarımın çok dışında şeyler anlatmalıydım. Aklıma milyonlarca öznesi eksik, yüklemi sıradan cümleler gelip gidiyordu. Birçok öykü uydurabilirdim şekil itibariyle ama benim kurgudan çok gerçeklere ihtiyacım vardı. Çünkü hep susuyordu...
Ey insanoğlu! Beni ben eden varlığınıza teşekkür ederim. Mümkün dediğim ne varsa mümkünsüz, olmaz dediğim ne varsa oldurdunuz. Topsuz, tüfeksiz, oksuz, mızraksız soğuk savaştı aramızdaki. Ne sizler kazanabildiniz ne de ben. Başa baştı neredeyse verilen tüm mücadeleler. Ben kayıplar verirken siz kazandınız, siz kaybederken de ben. Mazlum olan bir tek...
Başımızı yaslayacağımız güvenli omuzlar eksildi. Güvenle yürüyeceğimiz yollar eksildi. Arkadaşlıklara fitne tohumları ekildi. Aşklar henüz demlenmeden sevdaya lezzetini yitirdi. Eteklerinde dinleneceğimiz dağlara pusular kuruldu. Gölgesinde serinleyeceğimiz ağaçlar yok edildi. Yerine beton yığınları dikilip, soğuk duvarlar ardında yalnızlaştırıldı insanlar. Doğrular çıkarlara göre yalanlar kılıfına göre uydurulur oldu. Mesnetsiz kavgalar, kana susamış...
HADSİZ KELAMLAR Bu ülkede kitap okunmuyor diye dert yanıyor yurdumun aydın insanları. Türkiye okumuyor, Türkiye yazıyor. Her önüne gelen almış kalemi eline düzinelerce kelam diziyor. Yazarcıklar, şairciklerle dolu etrafımız. Elbette bunca kirlilik arasında, Türkiye kitap okumuyor. Piyasada onca kitap raflarda çürümeyi bekliyor adeta. Emekler heba oluyor. Ciddi bir yazar çokluğu ve...
Şehirler insanı yaşatır, insanlar da şehirleri. Bir şehre karakter giydirir içinde yaşayanlar. İnsanlar şehirleri anlatır, şehirler de insanları. Memlekettir diğer adı. En az ana kadar yâr kadar sevilip özlenebilen. Aşktır çoğu zaman, adına şiirler yazdıran. Bir şehre toprak deyip geçmek, içinde yaşanan onca anıya saygısızlıktır. Tıpkı aslını inkar etmek gibidir...
KUTLADIĞINIZ GÜNÜN ÖTEKİ YÜZÜ Özellikle son zamanlarda hiç gündemden düşmeyen, kadın cinayetleri ve kadına uygulanan orantısız güç içeren şiddet eylemleri ne yazık ki gün geçtikçe artış göstererek, Türkiye’nin kanayan yaralarından biri haline geldi. Hepimiz annenin ve kadının kutsal görüldüğü inancıyla büyümüş bir toplumun insanlarıyız. Elbette bu çerçeveden bakınca olanları anlamak tanımlayabilmek...
KANINA DOKUNUYOR İNSANIN Hayatı bembeyaz bir çarşaf gibi ak pak olan, sabun kokulu küçüğüm. Kim bilir nasıl canını yaktılar? Ne çok korktun kim bilir? Kötülük karasını sürerken yüzüne, kim bilir nasıl siyaha boyadılar masum beyazını? Ellerin ne çok güçsüzdü, takatin nerede kesildi kim bilir? Kim bilir, annenin içine de düşmüştür bir...
SILAYA GİTME VAKTİDİR Biraz yoksunluk, biraz yorgunluk; al üzerine koy şimdi açık yaraları da söyle! Bildiğin bir yol türküsü var mıdır? Uzun havadan mı gider bu efkâr, yoksa daha mı derindir mevzu? Şimdi uzansak seninle serin bir yaylaya doğru, sen alsan sazı eline, ben bir türkü tuttursam, nakaratı hep “yalnızlık” olan;...
NEDİR ASIL DERDİMİZ? Memleketimin halini sorgulamaya varmıyor dilim. Bir şeyler değil, birçok şeyin ters gittiği aşikâr. Nereden başlasak anlatmaya, neresinden tutsak meselenin. Ortada adını koyamadığım bir kaos var. Mesele inançlarımız mı? İnandırılmaya zorlandırıldıklarımız mı?  Ben İslam dini gerçekleriyle ve Mustafa Kemal Atatürk'ün ideolojisiyle büyüdüm. Bana ilk önce, Müslüman olmanın ne demek...
Bir kadın, dik durmalı hayatın karşısında. Eğilip bükülmemeli. Ayağındaki topuğun sesi zerafetin tıkırtısı olmalı. Yüzündeki en güzel makyaj, tebessümü olmalı. Kahkahası arsız değil, bakışları merhametli olmalı. Bir kadın, çok severken, bunu bir sır gibi yalnızca kendine saklamalı. Hesap etmeli, sevgi gösterilerinin, ona drama olarak geri döneceğini. Bir kadının elleri dokunduğu...
Talihsiz meslek Hayatın her alanında meslek kısmını mahcup mahcup, doldurmak zorunda bırakıldığın, sonradan uydurulmuş, itibar verilmeyen, talihsiz meslek adı ev hanımlığı. Hâlâ anlamakta zorlandığım çalışan, bu durumda sokak hanımı oluyor da, evde oturana da ev hanımı mı deniyor? İşin bu kısmı bence biraz karışık. Benim asıl bahsetmek istediğim, bu sözde mesleğin,...
SILAYA GİTME VAKTİDİR Biraz yoksunluk, biraz yorgunluk; al üzerine koy şimdi açık yaraları da söyle! Bildiğin bir yol türküsü var mıdır? Uzun havadan mı gider bu efkâr, yoksa daha mı derindir mevzu? Şimdi uzansak seninle serin bir yaylaya doğru, sen alsan sazı eline, ben bir türkü tuttursam, nakaratı hep “yalnızlık” olan;...
MEMLEKET Memleket özlemi, memleket hasreti, toprak aşkı başkadır; yurdumun insanlarında. Bulduğu her fırsatı değerlendirip bir araya gelir; bağdaş kurarız gönül sofralarında. Memleket anadır, memleket yardır, memleket ecdadımızın ve evlatlarımızın geçmişidir geleceğidir. Bir şehri sevmek için, onu yaşamak gerekir. Havasını solumak, caddesinde sokağında yürümek değil, toprağını taşını sevmek gerekir. Bir martının kanadında çırpınan...
TADI KAÇTI YAŞAMANIN… Bilindik bir cümlenin yüklemini düşünürken, yeniden satır başındaki özneyi sorgularken buluyorum kendimi. Oysa hazırlamıştım, biriktirip bütün nesne ve yüklemleri ardı ardına sıralayacaktım. Dökülmeyi bekliyorlardı, kalemimin mürekkebinden. Duraksadığım noktada tanımlayamadığım bir sürü kara kara siluetler volta atıp duruyor, önümden geçerek. Bu kimliği belirsiz düşmanlar ürkütüyor. Huzursuz tilkiler geziniyor, zihnimin...
AH AZİZİM YAŞIYORUZ NASILSA Çok eskilerden kalma, siyah beyaz bir fotoğrafın, en solunda sadece gölgesi görünen bir siluet gibiyim. Gördüğüm bu soluk yüz bana mı ait? Bu buruşuk eller benim mi? Çehrem, geçtiğim her yolun izlerini bir harita misali resmetmiş. Ah be hayat! Meğer ne çok yorulmuşum seni yaşarken. Bütün bıkkınlıkları...
Ömründe en az bir kere ve en fazla milyon kere sorar insan kendine şu kahrolası soruyu:“ Ben nerede hata yaptım?”Şimdi bilmem kaçıncı milyon kere/dirin sonuncusu mudur, onu da bilmiyorum tabi; kaldı ki yaşadıkça sonunun gelmeyeceğini tecrübe ettiğim, malum soruyu şimdi kendime yine ve yeniden soruyorum. Kendime, evet: Çünkü bu sorunun...
UNUTULMUŞ SORULAR Mesnetsiz bir kavgada, ana fikirleri kayıp bir düzine cümle içinde doğruyu aramak boşa harcanmış bir zaman diliminden öteye gitmiyor. Eyleme geçemeyen söylemler, tutulmayan insanlık yeminleri artık tövbe tutmaz oldu. Bozuk bir düzenin çarpık işleyen dişlilerinin arasında sıkışıp kalmış, canı yanan ve canı yandıkça da can yakan insanlar haline geldik....
Tercih Meselesi Hayatı çekilir kılmak için yazdım. Düşündüm, gördüm, duydum, yazacak çok şey buldum. Bütün kızdıklarımı anlattım. Belki de sizi güldürdüm belki de düşündürdüm. İkincisi tercih sebebim, düşündürmek. Çünkü biz düşünmeyi unuttuğumuzdan beri düşüncesizlik içeren eylemlerimiz çoğaldı. Düşündürmek uğruna fark edilmeyi diliyorum. İsmimi ilk kez duydunuz, tanışıyoruz aslında. Çünkü ortak yaşadıklarımız. Kim...
İnanılmaz Bir Girişimcilik Hikayesi: Eşekli Kütüphaneci Yıl 1943. Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: ... “Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin...
 İnsan Gözüyle Var olmak adına nedir bu yokluk çilesi? Yaşamın kavgası olur mu? Karın tokluğu, sığınacak bir çatı, huzurlu bir yuva, bir parça mutluluk neden yetmiyor bize? Küçük mutluluklar istenirse büyütülemez mi? Sadece çirkin hırslarınızı beslemek adına, bunca mutsuzluk yaşamaya, yaşatılmaya değer mi? Hepimizi bir ana doğurmadı mı? Farklı yörelerde biçim...
Bu ülkede kitap okunmuyor diye dert yanıyor yurdumun aydın insanları. Türkiye okumuyor, Türkiye yazıyor. Her önüne gelen almış kalemi eline düzinelerce kelam diziyor. Yazarcıklar, şairciklerle dolu etrafımız. Elbette bunca kirlilik arasında, Türkiye kitap okumuyor. Çünkü nereden ve kimden başlayacağını bilemiyor. Tercihen de kitaplar raflarda çürüyüp gidiyor. Sosyal paylaşım sitelerinde ki...
Sayfa başına git