Kutladığınız günün öteki yüzü…

Kutladığınız günün öteki yüzü…
8 Mart 2015 tarihinde eklendi, 1.053 kez okundu.

KUTLADIĞINIZ GÜNÜN ÖTEKİ YÜZÜ
Özellikle son zamanlarda hiç gündemden düşmeyen, kadın cinayetleri ve kadına uygulanan orantısız güç içeren şiddet eylemleri ne yazık ki gün geçtikçe artış göstererek, Türkiye’nin kanayan yaralarından biri haline geldi. Hepimiz annenin ve kadının kutsal görüldüğü inancıyla büyümüş bir toplumun insanlarıyız. Elbette bu çerçeveden bakınca olanları anlamak tanımlayabilmek mümkün değil.
Öncelikle herkesce yanlış bilinen bir anlayışı düzeltmek isterim. Kadınlar günü kutlama amacı ile kabul edilmiş bir gün değildir. 8 Mart 1857 yılında A.B.D’ nin New York eyaletinde çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 40.000 işçi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin greve müdahale etmek için işçilere saldırması ve onları fabrikaya kilitlemesi ve ardından çıkan yangınla 129 u kadın işçi hayatını kaybeder. Bu olay ülkeyi ayağa kaldırır. Cenaze törenine yaklaşık 10.000 i aşkın insan katılır. Ardından yangında ölen kadın işçilerin anısına bu günün her yıl 8 Mart’da “ Dünya Emekçi Kadınlar Günü” adıyla anılması oy birliği ile kabul edilir. Türkiye’de ise ilk defa 8 Mart 1921 yılında anılmaya başlanmıştır.
Bizim bu günü kutlama havasında geçirmemiz için öncelikle erkeklerin zulmüne uğrayan bütün kadınların acılarının sona ermesi, sözde töre ve namus çatısı altında işlenen cinayetlerden ve çocuk yaşta evlendirilmekten kurtarılması, uygulanan şiddete karşı bilinçlenmeleri ve bunun içinde hepimizin elinden geleni yapması gerekir. Yasaların bu çerçevede iyileştirilmesi ve hukukun bunu desteklemesi gerekmektedir.
8 Mart, ancak o zaman kutlanacak bir gün haline gelir. Yılda bir gün değil, her gün kadının toplumdaki yeri ve önemi hatırlanmalıdır. Diyerek bu çerçevede bütün kadınların dilinden diyorum ki;
Kadınım ben kadın:
Siz bakmayın benim çelimsiz bedenime, cesaretim dağları deler. Emekçidir nasır tutmuş ellerim. Kafa tutarım sert rüzgarlara, gök kuşağı gibidir çehrem. Her renk vardır yüzümde. Sarıda hüznü, kırmızıda aşkı, yeşilde dostluğu, mavide umudu, beyazda masumiyeti taşırım. Dört mevsim çiçeklerim solmaz. Kışın kardelenler, yazın güller, baharda papatyalar açar bende. Keder uğursuz bir ıslık gibi çalındığında kulaklarıma, ben umut türküleri çalar söylerim. Mutsuzum derken bile, mutlu ederim benden olanları. Kollarımda öyle bir ilahi güç vardır ki yaratanın bahşettiği, öyle sarmalarım ki kalkan olur kollarım.
Kadınım ben; yüreği her daim naif ve kırılgan. Kadınım ben; emeği tırnaklarıyla kazıyan, teri alnından hiç eksik olmayan. Kadınım ben; çalışkan, elleri toprak kokan. Kadınım ben; sevdikleri için aslan kesilen. Kadınım ben; sevenim, sevilenim, anayım vazgeçilmeyen. Kadınım ben, gücü bileğinde değil, yüreğinde saklı olan. Kadınım ben; saçlarında rüzgar, gözlerinde merhamet taşıyan. Kadınım ben; kaya gibi sert, dağlar aşacak kadar sabırlı olan. Kadınım ben; ağlarken bile gülümseyebilen. Kadınım ben; en çıkmaz sokaklardan bile bir çıkış bulabilen. Kadınım ben; karanlıkları aydınlık eden.
Kadınım ben; ağlatmayın, vurmayın bana. Gözyaşlarım ateş olur, ahım yakar sizi. Kadınım ben; hoş gördüğüm gibi hoş görün beni. Sevdiğim gibi sevin. Örselemeyin ruhumu. Kadınım ben; yaşatın öldürmeyin beni. Kadınım ben; tanrının kutsal saydığı. Kadınım ben, size emanet edilen. Kadınım ben, anayım sevenim sevilenim elleri memleket kokan.
Ayla Kapıcı…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git