SILAYA GİTME VAKTİDİR

SILAYA GİTME VAKTİDİR
17 Aralık 2014 tarihinde eklendi, 1.320 kez okundu.

SILAYA GİTME VAKTİDİR

Biraz yoksunluk, biraz yorgunluk; al üzerine koy şimdi açık yaraları da söyle! Bildiğin bir yol türküsü var mıdır? Uzun havadan mı gider bu efkâr, yoksa daha mı derindir mevzu? Şimdi uzansak seninle serin bir yaylaya doğru, sen alsan sazı eline, ben bir türkü tuttursam, nakaratı hep “yalnızlık” olan; çoğalır mıyız birlikte dersin? Bak tırnak koyduk oraya, mesele o tırnağı açmaktan öte doldurmaktır; ona göre söyle, ona göre cevap ver. Öyle kabilinden cümleler kurma uzun uzun, kestirmeden gidelim biz; bak biz dedim sana, biz olunca yalnızlık da ikiye bölündü. Sen de en az benim kadar yalnızsın demek ki; yoksa ne işin vardı şimdi onca dünya zevki varken benim gibi bir münzevinin yanında.

Daha daha evvelden, yaş kemale ermeden, cehaletin o kısa pantolonlu, ağzından şeker salyaları akan, biraz da sümüklü çocuklarıydık biz. Betonlar dikilmeden evvelki taşlar şahittir, dizimizden akan kanlara, yani toprak kan kardeşimiz bir yerde. Hani o zamanlar birdirbir diye bir oyun vardı, birbirimizin sırtından atlamanın nesi keyif verirdi; bilmiyorum ama meğer şimdi tepemize çıkardıklarımıza hazırlıkmış bir yerde. Ah! O bulutlar… Ne şaheserlere gebeydi hayal gücümün en uç noktalarında. Uzanıp da çimlere boylu boyunca, gökyüzünden ne tavşanlar, ne arabalar, ne aşklar geçerdi önüne kuşları da katarak. Onca şey hayal etmiştim de keşke büyümek olmasaydı içlerinde. Sözde hep benim dediğimin olacağı, kafama göre yaşayacağım bir hayat vardı. O kadar otokontrollü büyütmüşlerdi ki bizleri, sonunda kendimizi zincirini koparan köpekler gibi salıvereceğimize inandık, inandırıldık belki de. Çocukluk işte! Çocuktuk işte!

Bir sonbahar daha bitiyor, ömrümüzün solup giden takviminde. Kış kapıda. Üşümeyi hiç sevmem, yazın o kavurucu sıcağını da. Bahar iyidir; ne çok üşütür, ne çok yakar. Serin yağmurları huzur verir insana, daha da sevdirir toprağı, o insanı içine çeken efsunlu kokusuyla. Dinginlik ve garip bir huzur verir, bahar tüm yorgunlukların dinlenme mevsimidir adeta. Yok, yok! Bahardan değil şimdi bu halim. Mevsim yorgunluğu değil üzerimden atamadığım, hayat yorgunluğu biraz da. Geçip gitmek gibi hayattan, biraz daha kopmak gibi yaşamdan… Merdivenin en tepesinden inmek gibi aşağıya… Devrik cümleleri daha çok kullanmak ve artık hep nasihat kıvamında gezmek gibi ermiş hesabı… Yaşlılık işte! Galiba yaşlılık!

Biz galiba çok yorulduk. Şimdi kendi içimizdeki sılaya dönme vaktidir, artık bize bu mekân gurbettir…

Ruh Bedene Küserse adlı kitabımdan bir kesit…

Ayla Kapıcı…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git