TADI KAÇTI YAŞAMANIN

TADI KAÇTI YAŞAMANIN
16 Ekim 2014 tarihinde eklendi, 1.307 kez okundu.

seyirTADI KAÇTI YAŞAMANIN…

Bilindik bir cümlenin yüklemini düşünürken, yeniden satır başındaki özneyi sorgularken buluyorum kendimi. Oysa hazırlamıştım, biriktirip bütün nesne ve yüklemleri ardı ardına sıralayacaktım. Dökülmeyi bekliyorlardı, kalemimin mürekkebinden. Duraksadığım noktada tanımlayamadığım bir sürü kara kara siluetler volta atıp duruyor, önümden geçerek. Bu kimliği belirsiz düşmanlar ürkütüyor. Huzursuz tilkiler geziniyor, zihnimin bulanık, sisli ormanlarında. Neden niçinler havada uçuşuyor. Sadede gelemeyen yüklemler cümlede yerini yadırgıyor. Sorguladığım her şey yaşama hevesimi biraz daha kırıyor.

Melek’lerin, Ayşe’lerin, Fatma’ların çığlıklarını kulaklarımda duyuyorum. Onların bedenindeki yaralar, ruhumu kanatıyor. Acıları tokat gibi çarpıyor yüzüme her dinlediğimde. Ben yatağımda rahat bir uyku uyurken, başkaları acı çekiyor. Kendime mi kızmalıyım önce, yoksa bize mi? Sorgulamaya nereden başlamalı? Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor. Şiddeti uygulayan mı, seyirci kalan mı, sahip çıkmayan mı, hiç aldırmadan hayatına devam edeni mi? Kim suçlu? Ayşe, Fatma, Sultan fark eder mi? Her şeyden öte insan değil mi onlar da. Tıpkı benim gibi, tıpkı senin gibi. Birbirimize reva gördüğümüz yok edip, yok olmak mı?

Minimize edilmiş konsantre bir yalnızlık bekler bizi bundan sonra. Tek bir damlası çoğaltır yalnızlıkları. İçimizde büyüttüğümüz, öfke girdabında günden güne yok olup gidiyoruz. Evlerimizin pencere kenarlarındaki saksılarda rengarenk çiçekler değil, kuşku tohumları filizlendiriyoruz. Güvensizlikle gübreleyip, bulanık sularla besliyoruz korku çiçeklerini.

Kimse artık içten gülümsemiyor. Yapay tebessümler konduruyoruz yanaklarımıza. Kahkahalar ise hep alaycı. Menfaate uzanan eller, dostluk adına parmağını bile oynatmıyor. Birlik olup, el ele duvarlar ördüğümüz günler terk edip gitti bizi. Gelecek bu günden daha da çok korkutuyor. Her biten gün diğerinin özeti gibi. Mevsimler bile öfkeli insanlığa. Yağmurları çamurlu, karı bereketsiz, rüzgarları sert. Cemre düşüp ısınan toprağın üzerine çöküyor sonbaharlar.

Ahir zaman diye rivayet edilen, bu mudur? Takvimin önüne geçilemiyor, hızla akıp gidiyor saatler. Vakti daralıyor ömür dediğinin. Sorguladıkça içim daralıyor, sanki bir el sıkıyor kalbimi. Kaygıdan öte korkulu ruh halim. Masallardaki ejderhalar, sinsi yılanlar, zehirli akrepler sarmış insanlığı. Kötülük sıradanlaşıp, iyilik şaşırtır olmuş bizleri. Doğrular, yalanın önünde maçı uzatmalarda kaybetmiş.

Tadı kaçtı yaşamanın…

Ayla Kapıcı…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git