TALİHSİZ MESLEK

TALİHSİZ MESLEK
2 Kasım 2014 tarihinde eklendi, 1.428 kez okundu.

Talihsiz meslek

Hayatın her alanında meslek kısmını mahcup mahcup, doldurmak zorunda bırakıldığın, sonradan uydurulmuş, itibar verilmeyen, talihsiz meslek adı ev hanımlığı. Hâlâ anlamakta zorlandığım çalışan, bu durumda sokak hanımı oluyor da, evde oturana da ev hanımı mı deniyor? İşin bu kısmı bence biraz karışık. Benim asıl bahsetmek istediğim, bu sözde mesleğin, özde boş görüntü çizmesiyle ilgili.

Yaklaşık sekiz yıldır bu mesleği icra eden, biri olarak ki daha eskileri de var,(ama emekli olanını hiç görmedim) bu meslek ile ilgili söylemek istediklerim var. Ev hanımlığı, bazı çalışanların gördüğü kadar sevimsiz ve içi boş bir meslek değil. Yazık ki hakları da yok. Bir kere mesai saatleri belli değil, izin günleri yok, gerekirse 7/24 çalışmak zorundasın. Maaşın yok, yatacak yer ve karın tokluğuna… İşine gelirse, gelmezse güle güle diyebilecek kadar da nankör. Sözde evdeki patron sensin, buna inandırılıyorsun. Feminizm de destekliyor bu sözde patronluğu. Kabul etmek zor ama kandırılıyoruz. Biz işçi sınıfıyız, hem de en vasıfsızından.

Bir de bu meslek, kendi alanında kollara ayrılıyor. Annelik ki bu işin en güzel tarafı, ikincisi, eş ya da kaba tabiriyle karı koca eşlemesinin karı tarafı, bir diğeri de gerçek meslek sahipleri biz bunlara üniversite mezunu ev hanımları diyoruz.

Annelikten başlayalım anlatmaya. Bu meslekte gerçek takdir sadece bu kısımda veriliyor kişiye. Annenin çocuğunu mutlu etmesi daha kolay sayılırken kocayı mutlu etmek o kadar da kolay olmuyor. Mesleğin en nankör kısmı da buradan geliyor zaten. Özveriyle ev içinde yaptığın her eylem, onun senin üzerindeki haklarını da arttırıyor. Tavizler hak oluyor zamanla. Sonrasında koca karı kısmını ne yaparsa yapsın, yetersiz buluyor. Atalarımız ise bu durumu ‘eksik etek’  tamlamasıyla geçiştiriyor.  Bu kısmı bence çabuk geçelim çünkü bu konuda ayrıca tek bir kitap yazacak kadar çok söylenecek şey var. Böyle bırakalım.  Kısa ve öz anlayana.

Ev hanımı olmakla paralel düşünülen bir yanlışı daha düzeltmek isterim. O da şu meşhur altın günleri. Bu konuda bilinmeyenlere değinmek istiyorum. Altın günlerinin asıl amacı kısır yiyip dedikodu yapıp, çay içmek değil en önemli giriş amacı kadının kendi ekonomisine katkıda bulunması, yani bir nevi ödenmeyen maaşların kocadan her ay düzenli olarak tahsil edilmesini sağlamanın legal yolu. Günün sonun da sabırla beklediğin o parayı topluca bir kerede yeme imkânı da sağlıyor ki kadının kendini en özgür hissettiği para harcama şekli. Anladığınız üzere kısır ve çay bahane.

Biraz da kadının kadına yaptığı haksızlıktan bahsetmek istiyorum. Bana göre kadın dayanışmasının yalan olduğunun en önemli ispatı. Derin bir nefes alıyor ve başlıyorum söze. Nedendir bilinmez dışarıda çalışan bayanlar, pardon iş hanımı mı demeliyim yoksa? Neyse mesajı aldılar. Bu bayanlar biz ev hanımlarına ya çok garez beslerler, ya da bakın bu en çok rastlanılan durum ev hanımlarını bomboş görürler. Açıkça da asla belli etmezler. Hatta gurunuzu okşadığını düşünerek “ Ay ne güzel evde rahatsın” cümlesini kurarlar. Evet, ev hanımlığı bir kadına tekdüze bir yaşam biçimi sunuyor, en çok fiziksel güç kullandırıyor. Çalışan bayanların görmek istedikleri yerler sadece bunlar olsa da görünmeyenlerde asıl meziyet. Layıkıyla yapıldığını düşünürsek son derece zekâ ve akıl gerektiren bir iş.

Geleceğin, geleceğini kuracak bireylerini anneler yetiştirir. Anne olmak son derece donanımlı olmayı gerektirir. Evin geçimini sağlamak zekâ ve matematik gerektirir. İstenirse çoğaltılabilecek bir sürü vasfı üstünde taşımayı gerektirir layıkıyla yapabilene. Diploması yok, sertifikası yok diye vasıfsız işçi konumuna sokmak, ev hanımlığına yapılan en büyük haksızlıktır.

Ev hanımıyım diye kendimizi tanıtırken neden mahcup bir ses tonu kullanmaya mecbur bırakılıyoruz. Meslek sahibi olan kadınlarımız neden ev hanımı olmaktan utanarak “üniversite mezunuyum ama keyfen çalışmıyorum” içerikli cümleler kuruyor. Yoksa evde iş mi yok? Annelerimiz de mi değersiz? Yoksa biz eş olarak ta m değer görmüyoruz? Okumuşlar daha mı kültürlü ev temizliyor ya da okumamışı daha mı kültürsüz? Bu mesleğin öğrenim durumu, liseye kadar okuyanı cahil, yetersiz, üniversite mezunlarını daha mı yeterli kılıyor? Tercihen öğrenimine evde devam edenleri yok mu sayıyor? Birileri bu konuya açıklık getirsin. Bu talihsiz mesleğin hakları olsun. Öze saygı, mesleğe saygı istiyoruz.

Ayla KAPICI…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git